Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Atatürkçü Dış Politika

380,00 ₺

Atatürkçü dış politika, onurlu bir dış politikaydı! Bu dış politikanın ilkeleri ve hedefleri, Atatürk’ün kendisi tarafından saptanmış ve diplomasiyi uygulayacak olanlar da bizzat Atatürk tarafından seçilmişti.
Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla savaş alanından sonra diplomasi alanında da Türkler, gelişmiş Batı dünyası karşısında büyük bir utku kazanmaktaydı. Dünya Atatürk’ün önderliğinde ku...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

02 Mayıs 2025
228
Türkçe
Karton
135x195 mm
9786256953642
Stokta yok
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

Atatürkçü dış politika, onurlu bir dış politikaydı! Bu dış politikanın ilkeleri ve hedefleri, Atatürk’ün kendisi tarafından saptanmış ve diplomasiyi uygulayacak olanlar da bizzat Atatürk tarafından seçilmişti.
Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla savaş alanından sonra diplomasi alanında da Türkler, gelişmiş Batı dünyası karşısında büyük bir utku kazanmaktaydı. Dünya Atatürk’ün önderliğinde kurulan yeni bir devleti tanımaya başlamıştı. Bu devlet, öteki devletlerle olan sorunlarını güç kullanarak değil, hukuk ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturmaya çalışıyor; faşizm ve komünizm gibi totaliter rejimlerin dünyaya egemen olduğu bir zaman diliminde, demokrasi rejimine bağlılığını kanıtlıyordu.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası, Osmanlı Devleti’nin dış politikasından tümüyle farklı ilkeler üzerine oturtulmuştu. Yeni devletin dış politikası, ancak kendini öteki devlet diplomatlarıyla eşit gören Türk diplomatları eliyle yürütülecekti. Bu, Atatürk’ün diplomasisinin öngördüğü en temel ilke olmuştu. Cumhuriyet’in ilk diplomatları, Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerini yenilgiye uğratan bir devletin temsilcileri olduklarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmamış ve bunun verdiği gurur ve güvenle daha onurlu, daha cesur, daha başları dik ve daha atılgan davranabilmişti.
Bu olağanüstü dönemin dış politikasını ve diplomasisini yazarken, yüzümde hep bir gülümseme, gözlerimde bir ışıltı ve yüreğimde de Atatürk’e karşı duyduğum sonsuz sevgi ve minnet vardı.
sorunlarını güç kullanarak değil, hukuk ve diplomasi yoluyla çözüme kavuşturmaya çalışıyor; faşizm ve komünizm gibi totaliter rejimlerin dünyaya egemen olduğu bir zaman diliminde, demokrasi rejimine bağlılığını kanıtlıyordu.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası, Osmanlı Devleti’nin dış politikasından tümüyle farklı ilkeler üzerine oturtulmuştu. Yeni devletin dış politikası, ancak kendini öteki devlet diplomatlarıyla eşit gören Türk diplomatları eliyle yürütülecekti. Bu, Atatürk’ün diplomasisinin öngördüğü en temel ilke olmuştu. Cumhuriyet’in ilk diplomatları, Birinci Dünya Savaşı’nın galiplerini yenilgiye uğratan bir devletin temsilcileri olduklarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmamış ve bunun verdiği gurur ve güvenle daha onurlu, daha cesur, daha başları dik ve daha atılgan davranabilmişti.
Bu olağanüstü dönemin dış politikasını ve diplomasisini yazarken, yüzümde hep bir gülümseme, gözlerimde bir ışıltı ve yüreğimde de Atatürk’e karşı duyduğum sonsuz sevgi ve minnet vardı.
Doç. Dr. Hüner Tuncer

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.