Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Avrupalı Gözüyle Kafkaslar ve Orta Asya (1890)

300,00 ₺

18 ve 19. Yüzyıllar sömürgecilik çağının tepe noktasını oluşturmuş ve dünyanın neredeyse bütün coğrafyaları büyük güçlerin çıkar çatışma alanlarına dönüşmüştür. Bizler çeşitli şekillerde tarih kitaplarından bu çatışmaların nasıl geliştiğini ve sonuçta nasıl dünya savaşlarına yol açtığını öğrendik. Ama bir de bu çatışma alanlarının ortaya çıkmasında etkili olan ve çok da bilinmeyen kişiler vardır. ...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Bölgeler Tarihi, Tarih
Haktan Birsel
30 Eylül 2015
206
Türkçe
Karton
135x210 mm
9789752554290
Stokta yok
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

18 ve 19. Yüzyıllar sömürgecilik çağının tepe noktasını oluşturmuş ve dünyanın neredeyse bütün coğrafyaları büyük güçlerin çıkar çatışma alanlarına dönüşmüştür. Bizler çeşitli şekillerde tarih kitaplarından bu çatışmaların nasıl geliştiğini ve sonuçta nasıl dünya savaşlarına yol açtığını öğrendik. Ama bir de bu çatışma alanlarının ortaya çıkmasında etkili olan ve çok da bilinmeyen kişiler vardır. Büyük güçler sömürgecilik çağında güçlerini hangi merkezlere yönlendireceklerini bu kişilerden öğrenmişlerdir. Peki, ama bu kişiler kimlerdir? Hepsi de bir şekilde devletleri tarafından görevlendirilmiş, her türlü tehlikeye göğüs gererek değişik coğrafyaları dolaşan ve devletleri için değerli bilgiler toplayan seyyahlardır. Onların gezilerinde elde ettikleri bilgiler ışığında büyük güçler mücadele alanlarını belirleyebilmişlerdir. Bu seyyahlardan en önemli olanlarından birisi de adı çok da duyulmamış Jules Leclarq'dır. O Belçika kralı tarafından görevlendirilerek Avrupa, Asya, Orta Asya, Afrika ve Amerika kıtalarında hiç kimsenin cesaret edemediği geziler düzenlemiş ve ülkesine bu coğrafyalar hakkında değerli bilgiler ile dönmüştür. Onun yayınladığı bilgiler sadece Belçika'ya fayda sağlamamış, diğer ülkeler de bu bilgilerden faydalanmışlardır. Bu kitap Orta Asya yerli halklarının Rusların eline geçiş aşamasını ve bu dönemde nasıl bir asimilasyon politikaları yürüttüklerini anlatmakta ve Orta Asya'nın bir daha geri dönülemeyecek tarihi yüzünü göstermektedir. Bu bakımdan da Orta Asya üzerine yazılmış türlerinin tek ve emsalsiz bir örneğidir.

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.