Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Eyfelde Karnaval

145,00 ₺

Yüzümüzü döndürmüşüzdür gün batımı vakitlerinde, güneşin battığı ufuklara. Sırtımız doğudan yana. Fevc fevc Eyfel'e yönelmişiz. Güneşin batarkenki bakır sarısı ışıklarıyla pırıl pırıl görünen Eyfel'e! Koşmuş, koşmuşuz. Ama yakalayamamışız o ışıkları. Güneş kızgın bir kor gibi. Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde sönerken biz Eyfel'in karanlıklarında açmışız gözlerimizi. Göz gözü görmez dehlizlerde,...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Edebiyat, Roman - Günümüz
01 Nisan 2007
140
Türkçe
Karton
115x195 mm
9789753522571
Stokta var
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

1.200 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

Yüzümüzü döndürmüşüzdür gün batımı vakitlerinde, güneşin battığı ufuklara. Sırtımız doğudan yana. Fevc fevc Eyfel'e yönelmişiz. Güneşin batarkenki bakır sarısı ışıklarıyla pırıl pırıl görünen Eyfel'e! Koşmuş, koşmuşuz. Ama yakalayamamışız o ışıkları. Güneş kızgın bir kor gibi. Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde sönerken biz Eyfel'in karanlıklarında açmışız gözlerimizi. Göz gözü görmez dehlizlerde, Eyfel şeytanlarının madenî uğultularıyla beyinlerimiz uyuşmuş. Eyfel zangoçlarının çağrılarına uyarak Promete'nin Balo'suna gitmişiz, Eyfel'deki karnavala.

Ah Eyfel! Sen ancak Everest'ten bakıldığı zaman parıldayan bir tapınakmışsın. Şeytan adına dikilen kulelerin en sonuncusu!

Seni yapanlar önce Babil'i dikmişlerdi, gökleri yere indirmek için. Sonra çelik devrinin simgesi olsun diye seni yaptılar kendi kutsallarına sıkılmış hırçın yumruk gibi, senin dibinde insanlığı kurban ediyor itaatkâr kulların. Doymaz bir dev gibi yutuyor, tüketiyorsun insanlığı Eyfel!

Oraya vardığımızda bizi ardından koşturan altın sarısı ışıklar çoktan kaybolmuştu. Kopkoyu bir karanlığa dalıyordu kalabalıklar. Ben durdum. Ötesinde aydınlık olmayan bir tünele dalıyor gibiydi girenler. Ama girenlerden daha çok çıkanlar vardı. Koca mabedin içinde neler olmaktaydı ki?

Ah Eyfel! Sen ancak Everestten bakıldığı zaman parıldayan bir tapınakmışsın. Şeytan adına dikilen kulelerin en sonuncusu!Seni yapanlar önce Babili dikmişlerdi, gökleri yere indirmek için. Sonra çelik devrinin simgesi olsun diye seni yaptılar kendi kutsallarına sıkılmış hırçın yumruk gibi, senin dibinde insanlığı kurban ediyor itaatkâr kulların. Doymaz bir dev gibi yutuyor, tüketiyorsun insanlığı Eyfel!Oraya vardığımızda bizi ardından koşturan altın sarısı ışıklar çoktan kaybolmuştu. Kopkoyu bir karanlığa dalıyordu kalabalıklar. Ben durdum. Ötesinde aydınlık olmayan bir tünele dalıyor gibiydi girenler. Ama girenlerden daha çok çıkanlar vardı. Koca mabedin içinde neler olmaktaydı ki?

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.