- Ana Sayfa
- Edebiyat
- Roman - Türk Klasikleri
- Fosforlu Cevriye – Özel Baskı
Fosforlu Cevriye – Özel Baskı
Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un izbe sokaklarının, yangın yerlerinin, mezarlıkların, surların, Tekfur Sarayı harabelerinin ve bostanların en cazip kızı o. Günün birinde hiç tanımadığı bir adam çıkıyor karşısına. Hastalığında ona bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hi...
Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un izbe sokaklarının, yangın yerlerinin, mezarlıkların, surların, Tekfur Sarayı harabelerinin ve bostanların en cazip kızı o. Günün birinde hiç tanımadığı bir adam çıkıyor karşısına. Hastalığında ona bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hissettiren, onu bir et parçası olarak görmeyen bir adam. Ve birden Cevriye’nin karanlıkta bile parıldayan o fosforlu saçlarının alevi yüreğine sıçrıyor. O artık baştan ayağa ateş, baştan ayağa aşk!
“Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.”
Suat Derviş, 1948’de tefrika edilen Fosforlu Cevriye adlı romanında, toplumun dışına itilmiş, “öteki” olarak konumlandırılan bir fahişenin hayatını anlatıyor. İstanbul’un farklı sınıflarından karakterlere yer verdiği ve insan sevgisini temel aldığı bu romanıyla, toplumda var olan ikiyüzlülüğe de ironik yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Türk edebiyatının usta yazarlarından İsmail Güzelsoy’un “Ateşi Okşayan Kadın” başlıklı sunuşuyla…
Kitap Özellikleri
3-5 gün içinde kargoya verilir
Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.
Güzelliği dillere destan, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmayan, gökyüzündeki yıldızlardan düştüğüne inanacak kadar saf bir fahişe Fosforlu. İstanbul’un izbe sokaklarının, yangın yerlerinin, mezarlıkların, surların, Tekfur Sarayı harabelerinin ve bostanların en cazip kızı o. Günün birinde hiç tanımadığı bir adam çıkıyor karşısına. Hastalığında ona bakan, itina eden, ilk kez bir kadın olduğunu hissettiren, onu bir et parçası olarak görmeyen bir adam. Ve birden Cevriye’nin karanlıkta bile parıldayan o fosforlu saçlarının alevi yüreğine sıçrıyor. O artık baştan ayağa ateş, baştan ayağa aşk!
“Bir gece kadınına, bir karanlık kızına bundan daha güzel ve onu daha iyi vasıflandıran bir sıfat bulmaya imkân mı vardı! Güzelliği kadar, ismi de kaldırımlarda meşhurdu.”
Suat Derviş, 1948’de tefrika edilen Fosforlu Cevriye adlı romanında, toplumun dışına itilmiş, “öteki” olarak konumlandırılan bir fahişenin hayatını anlatıyor. İstanbul’un farklı sınıflarından karakterlere yer verdiği ve insan sevgisini temel aldığı bu romanıyla, toplumda var olan ikiyüzlülüğe de ironik yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Türk edebiyatının usta yazarlarından İsmail Güzelsoy’un “Ateşi Okşayan Kadın” başlıklı sunuşuyla…
Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.