- Ana Sayfa
- Edebiyat
- Roman - Polisiye
- Hayaletin Son Vuruşu
Hayaletin Son Vuruşu
Bu polisiye roman, Edgar Wallace’ın 1925-1926’da Sir Gerald Dumaurier ile birlikte yazdığı bir tiyatro oyununa dayanmaktadır. Londra’nın Deptford bölgesindeki bir avukatlık ofisinin etrafında yaşanan esrarengiz olaylar bu polisiye romanının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca çok dokunaklı bir aşk öyküsü de okuyucunun yüreğinde ılık bir şekilde akmaktadır.
“Hayalet’i kim duymamıştı ki? Onun yaptıklar...
Bu polisiye roman, Edgar Wallace’ın 1925-1926’da Sir Gerald Dumaurier ile birlikte yazdığı bir tiyatro oyununa dayanmaktadır. Londra’nın Deptford bölgesindeki bir avukatlık ofisinin etrafında yaşanan esrarengiz olaylar bu polisiye romanının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca çok dokunaklı bir aşk öyküsü de okuyucunun yüreğinde ılık bir şekilde akmaktadır.
“Hayalet’i kim duymamıştı ki? Onun yaptıkları Londra’yı dehşete düşürmüştü. Eğer amacı kişisel intikamsa acımasızca, amaçsızca öldürmüştü. Ondan nefret eden ve korkan insanlar, evlerinin dikkatli polisler tarafından korunduğunu düşünerek sağlıklı ve huzurlu bir biçimde yatağa girmişlerdi. Sabahleyin çıplak ve ölü bulunmuşlardı. Hayalet, ölümün karanlık meleği gibi geçmiş ve onları en parlak dönemlerinde soldurmuştu.”
Kitap Özellikleri
3-5 gün içinde kargoya verilir
Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.
Bu polisiye roman, Edgar Wallace’ın 1925-1926’da Sir Gerald Dumaurier ile birlikte yazdığı bir tiyatro oyununa dayanmaktadır. Londra’nın Deptford bölgesindeki bir avukatlık ofisinin etrafında yaşanan esrarengiz olaylar bu polisiye romanının temelini oluşturmaktadır. Ayrıca çok dokunaklı bir aşk öyküsü de okuyucunun yüreğinde ılık bir şekilde akmaktadır.
“Hayalet’i kim duymamıştı ki? Onun yaptıkları Londra’yı dehşete düşürmüştü. Eğer amacı kişisel intikamsa acımasızca, amaçsızca öldürmüştü. Ondan nefret eden ve korkan insanlar, evlerinin dikkatli polisler tarafından korunduğunu düşünerek sağlıklı ve huzurlu bir biçimde yatağa girmişlerdi. Sabahleyin çıplak ve ölü bulunmuşlardı. Hayalet, ölümün karanlık meleği gibi geçmiş ve onları en parlak dönemlerinde soldurmuştu.”
Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.