Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Mevlânâ ve Heidegger’de Varlığa Gelişin Serüveni ve Kurtarıcı Düşünme

485,00 ₺

İnsanın varlıkla ve varolanlarla olan ilişkisi, onun zaman içerisinde varoluşsal konumlanma biçimini de etkilemiştir. İnsanın
zaman içinde yaşadığı varoluşsal krizlere, yine kendinden hareketle bir çözüm üretmesi olasıdır. Ancak bu durum, onun bir
karar vermesi ile yakın alakalıdır. Bu çalışma, Mevlânâ ve Heidegger’in varlık, varolan, hiçlik-yokluk, zaman, ölüm, özgürlük,
sahici yaşam, anlamın tes...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

03 Temmuz 2026
408
Türkçe
Karton
135x215 mm
9786253968991
Stokta var
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

1.200 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

İnsanın varlıkla ve varolanlarla olan ilişkisi, onun zaman içerisinde varoluşsal konumlanma biçimini de etkilemiştir. İnsanın
zaman içinde yaşadığı varoluşsal krizlere, yine kendinden hareketle bir çözüm üretmesi olasıdır. Ancak bu durum, onun bir
karar vermesi ile yakın alakalıdır. Bu çalışma, Mevlânâ ve Heidegger’in varlık, varolan, hiçlik-yokluk, zaman, ölüm, özgürlük,
sahici yaşam, anlamın tesisi, insan ve kurtarıcı düşünme hakkındaki fikirlerini kıyaslama, insanın Varlığın açıklığında
konumlanma biçimlerini tartışma ve insan için kurtarıcı bir düşünmenin ne olduğunu ortaya koymayla ilişkilidir. Bu bağlamda
düşünürlerin insan, varlık ve varolanların nasıl bir ilişkisellik içerisinde olduğuna dair düşünceleri ele alınmaktadır. Onlara göre
varlık, her şeyin varlığını ve anlamını veren yegâne güçtür. Mevlânâ varlığı Tanrı’nın kendisi ve her şeyin anlamı olarak görür.
Heidegger de varlığı, varolanların ve şeylerin anlamını veren olarak değerlendirir. Düşünürler, varlığın açıklığında olabilecek
tek varolanın insan olduğunu belirtmek suretiyle, insan ve varlık arasında ayrılmaz bir ilişkinin olduğunu ifade ederler.
Mevlânâ’nın İnsan-ı Kamil, Heidegger’in ise Dasein olarak ifadelendirdiği bu insan tipleri, varlığın açıklığında olma ve
varoluşlarının kaygısını hissetme yönleriyle birbirlerine benzerler. Dolayısıyla biri Doğu, diğeri Batı düşüncesinin öne çıkan iki
önemli düşünürünün fikirlerini karşılaştırmalı olarak tespit etmek, insanın sürekli gündeminde olan anlamsal krizlere çözüm
üretme konusunda, yeni bir perspektif ortaya koyacağını ümit etmekteyiz.

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.