Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Oğlumuz - Yarın Diye Bir Şey Yoktur

410,00 ₺

Tarık Buğra, Kurtuluş Savaşı’nı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup
Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen
yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat
çeker. Öykülerinde çoğu zaman “sıradan” insanın başından
geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir
duyuş ile anlatan Buğra, bazen ...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Edebiyat, Roman - Günümüz
08 Aralık 2025
280
Türkçe
Karton
130x195 mm
9789750525377
Stokta yok
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

Tarık Buğra, Kurtuluş Savaşı’nı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin
kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup
Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen
yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat
çeker. Öykülerinde çoğu zaman “sıradan” insanın başından
geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir
duyuş ile anlatan Buğra, bazen bir hastalığın hüznünü, bazen bir
aşkın tutkusunu, bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz
yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir. Romanlarında olduğu gibi
öykülerinde de taşrada olmayı, taşra insanıyla bir arada
bulunmayı, sözün özü “taşranın ruhunu” anlatmayı ihmâl etmez.
Tarık Buğra’nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya
getiren bu kitap, daha önce Buğra’yı sadece romanlarından bilen
okurları “öykü de yazmış bir romancı” ile değil, her cümlesiyle
başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken, aynı zamanda
Buğra’nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra
edebiyatının büyük “giriş kapısını” aralamalarına bir imkân
sağlıyor.
“Buğra’nın, hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek
dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil, pratikle yanıt
verdiğini düşünebiliriz. Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve
Tanpınar’la buluştuğu ‘zaman’ çizgisidir. Bu elbette Bergson
sonrası modernist yazının da çizgisidir. (...) Buğra öykücülüğünün
başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir. Zamana ilişkin
öykülerinde nasıl Tanpınar’la aynı yerdeyse, insancıl ve insancı
öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir.”
Jale Parla’nın Önsöz’ünden...

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.