Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Tanık Ve Arşiv

300,00 ₺

"Batının siyasal modeli Şehir değil Toplama Kampı'dır. Atina değil Auschwitz'dir." Bugüne

dek Auschwitz hakkında çok şey söylendi, birçok çalışma yapıldı. Ama tarihsel bir

perspektiften anlaşılır kabul edilen pek çok şey, felsefi açıdan muğlâklığını hâlâ koruyor.

Yirminci yüzyılın önde gelen felsefecilerinden Giorgio Agamben'in çalışması, bugün etik

adına ileri sürülen ilkeleri...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Ali İhsan Başgül
25 Mayıs 2017
186
Türkçe
Karton
130x195 mm
9789759051921
Stokta yok
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

"Batının siyasal modeli Şehir değil Toplama Kampı'dır. Atina değil Auschwitz'dir." Bugüne

dek Auschwitz hakkında çok şey söylendi, birçok çalışma yapıldı. Ama tarihsel bir

perspektiften anlaşılır kabul edilen pek çok şey, felsefi açıdan muğlâklığını hâlâ koruyor.

Yirminci yüzyılın önde gelen felsefecilerinden Giorgio Agamben'in çalışması, bugün etik

adına ileri sürülen ilkelerin hiçbirinin belirleyici sınavdan, Auschvvitz'in bizi karşı karşıya

bıraktığı etik sınavdan geçemediğini söylüyor bize. Agamben kurtulanların tanıklığının

özünde önemli bir boşluk içerdiğine dikkat çekiyor. Kurtulanlar, hayatta kalanlar tanıklık

edilmesi olanaksız bir şeye tanıklık etmek zorunda bırakıldıkları için tanıklıkları bir boşluk

içeriyor.

Agamben bu çarpıcı çalışmasında tanıklığın özündeki bu boşluğu sorguluyor. Daha

doğrusu "olmayan" bir şeye kulak vermeye çalışıyor. "Eğer insana tanıklık eden tek kişi,

insanlığı bütünüyle yok olmuş kişiyse, bu insan ile insan-olmayan arasındaki özdeşliğin

asla tam olmadığı ve insanı tamamen yok etmenin gerçekten mümkün olmadığı, daima bir

şeyin geride kaldığı anlamına gelir. Tanık da işte bu artakalandır." diyor bize. Tanığı böyle

kavradıktan sonra, Auschwitz'in ardından etik adına geliştirilmiş öğretilerin neredeyse

hepsini bir kenara bırakarak, Antik Yunan'dan günümüze, Spinoza'dan Nietzsche'ye,

Kierkegaad'dan Heidegger'e, Benjamin'den Adorno'ya, Blanchot'dan Foucault'ya pek çok

felsefeciyle hesaplaşıp, geleceğin yeni etik sınırlarının haritasını çizmeye yöneliyor.

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.