Tasavvufi Gelenekte Aşk ve Hakikat
Elinizdeki kitap, Allah sevgisinden yola çıkıp ilahi aşk deryasında nihayet bulan Hak âşıklarının yolculuk serüvenine ışık tutma
denemesidir. Kitapta ilk dönem tasavvuf klasiklerinden hareketle “Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.” hakikatinin bir tecellisi
olarak muhabbet ve aşk kavramı tarihî süreçte incelenmiş, muhabbetten aşka dönüşün izleri sürülmüştür.
Kitabın asıl çerçevesi tasav...
Elinizdeki kitap, Allah sevgisinden yola çıkıp ilahi aşk deryasında nihayet bulan Hak âşıklarının yolculuk serüvenine ışık tutma
denemesidir. Kitapta ilk dönem tasavvuf klasiklerinden hareketle “Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler.” hakikatinin bir tecellisi
olarak muhabbet ve aşk kavramı tarihî süreçte incelenmiş, muhabbetten aşka dönüşün izleri sürülmüştür.
Kitabın asıl çerçevesi tasavvufi aşkın teşekkül sürecinin temellerini atan Hallâc-ı Mansur, Ahmed Gazzâlî, Aynü’l-kudât Hemedânî,
Ruzbihan-ı Baklî ve Fahreddîn-i Irakî gibi sufilerin bu konudaki görüşlerinin değerlendirilmesi üzerinde şekillenmiştir.
Eser ayrıca tasavvufi aşkın gölgesinde gelişip serpilen ve sonraki yüzyıllarda Osmanlı şiirinin temelini oluşturan mecaz ve
sembollerin hakiki anlamdan mecaza doğru tarihî süreçte geçirdiği değişime işaret etmektedir.
“Aşk yolunu bilip, bu derin ummanda boğulup da bulanık suya dönmeyen” yolcuların yolun sonunda aşk ve hakikat hakkındaki
idrakleri, Attâr’ın kuşlarının yolun sonunda yüz yüze geldikleri gerçekle aynıdır: “Aşk” gerçekte “Hakikat”ten başka bir şey değildir.
Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.