Sepetim

  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Uyandırılmış Toprak - Cilt1

576,00 ₺

Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov'un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır.
Durgun Don'da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği'ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıy...

Devamını Oku

Kitap Özellikleri

Leyla Soykut
17 Mayıs 2018
448
Türkçe
Karton
135x195 mm
9786051722672
Stokta var
3-5 gün içinde kargoya verilir

Bu kitap stoklarımızda bulunmamaktadır. Üreticiden tedarik edildikten sonra tarafınıza kargolanacaktır.

1.200 TL ve üzeri siparişlerinizde kargo bedava!

Nobel ve Lenin ödüllü yazar Şolohov'un Uyandırılmış Toprak romanı, Sovyet edebiyatını temsil edebilecek nitelikte büyük bir yapıttır.
Durgun Don'da Ekim Devrimi ve iç savaş yıllarını betimleyen Şolohov, sanatsal duyarlılığıyla bu kez Sovyetler Birliği'ndeki tarımsal kolektifleştirme sürecine bakıyor. Bolşeviklerin iktidara gelişi, kırsaldaki sınıfsal yapıları yerinden oynatmış olsa da tam anlamıyla çözememiştir. Büyük toprak sahipleri (Kulaklar), sosyalizmin ve kolhozların kuruluşuna mülkiyet hırsıyla direnirken, orta halli köylünün bir kısmı da Kulakları takip etme eğilimindedir. Yoksul köylülerin ve Bolşeviklerin önünde, tarımsal üretimi artırmak için iki seçenek vardır: "Kulakları yavaş yavaş sindirmek ya da zararlı bitkiler gibi kökleriyle koparmak."
Uyandırılmış Toprak'ta Şolohov, Don Kazaklarının yaşadığı köydeki sınıf mücadelesini hikâye etmekle kalmıyor, roman kişilerinin toprakla, doğayla olan ilişkilerini, emek dolayımıyla kurulan toplumsallığı da sevecen, yer yer mizahi bir dille aktarıyor. Hayat koşulları ne denli zor olsa da umudu, sevgiyi ve her şeye rağmen eşitlikçi bir toplum kurma azmini öne çıkarıyor. İki ciltten oluşan, yetmiş beş dilde milyonlarca okura ulaşan bu romanı Leyla Soykut'un akıcı Türkçesiyle sunuyoruz.
"Kolhozda işler nasıl olacaktı acaba? Herkes onun gibi artık bir tek yolun kaldığını, bunun da kolhoza girmek olduğunu hissedecek miydi? Ne kadar hüzün verici olursa olsun, çocuklarla birlikte büyümüş, evin toprak odalarında onlarla birlikte oynamış hayvanları kolhoza teslim etmek ne kadar acı gelirse gelsin, bunu yapmanın bir zorunluluk olduğuna hepsinin aklı yatacak mıydı? İnsanın kendi malına duyduğu bu sevgiyi kökünden silmek, insanın yüreğine yerleşmesine olanak vermemek gerektiğini kabul edecekler miydi?"

Bu kitap için henüz yorum bulunmuyor.